aklınızda bulunsun diye sesleniyor arkamdan pastaneci, herkesin öksürdüğü şeyler olabiliyor. yürüyorum, midemdeki kremalı bulamaçtan sesler geliyor. herkeste aynı etkiyi yapmıyor diyor pastaneci, benimle birlikte yürüyor olduğunu şimdi farkediyorum. varsın yürüsün. lütfen diyor lütfen bekleyin, benimle birlikte koşuyor. isterseniz geri dönelim diyor, omuzumu tutunca duruyorum. biliyorsunuz pastaneye bakmam lazım ve sizi bu durumda bırakamam. koşmaya tekrar başladığımda, artık peşimden gelmiyor. bari güzel şeyler düşünmeye çalışın diyor, ayıları falan mesela. pastanecinin söylediği son sözler ağacın altında çıkarmaya mecbur bırakıyor beni. yere saçılmış bulamaca bakıyorum. feci derecede pastaneciye benziyorum.

Cuma, Aralık 28

aklında kalmış bazı şeyler var. hepsine ayrı ayrı pahalar biçiyorsun. bazılarını unutmak için 5 günlük bir tatile çıkman, geriye kalanları unutmak için de büyük şelaleyi görmen yeterli olacak. en azından sen öyle umuyorsun.

Cumartesi, Aralık 22

küçük pastalar hazırlıyorsun. hepsi de benim için.
bazen müşterilerden bir teki bile henüz içeri girmemişken vitrinin camlarını silmek istiyorsun. "kimsenin gelmeyeceğini bilsem hemen işe başlardım" diyorsun içinden. bir süre kimse gelmiyor ve sen "biraz önce başlasaydım şimdiye kadar işim bitmişti"yi düşünüyorsun. derken içeri biri giriyor ve herşeyi büsbütün mahvediyor.

Cuma, Aralık 14

üzerindeki tüm alışkanlığı atmak istiyorsun. istiyorsun ki dolap kapaklarının hafifliği her gün seni şaşırtsın. tüm dolaplar gereksiz bir hızla açılsın her seferinde. zaten tüm alışkanlığın bundan ibaret, düşününce göreceksin.

Cuma, Aralık 7

duvarda asılı kurt resmi ve arkan hep resme dönük. onu olabildiğince görmemeye çalışıyorsun. böylesine bir yerde bir kurtun işi ne diye düşünenler oluyor. ama alt tarafı bir resim ve kurabiyeler çok hoş görünüyor gözlerine. belki biraz da kek almalılar. bunu ben de isterim. çünkü resme dikkatli bakmış olsaydın renklerin ne kadar yerinde kullanıldığını görecektin. tek söylediğim de bu aslında. kurtun arkasında kalan yeşil fon bir orman olarak düşünülebilir ama bu yanlış olur. doğrusunu ben biliyorum.

Cuma, Kasım 23

masalardan ikisi dolu. içeride seninle birlikte altı kişi olduğunuzu söyleyebilirim. ikisi birazdan çıkarlar. işte sana doğru geliyorlar. oturanlardan diğer ikisi bir süre daha burdalar. istiyorsun ki mutfaktakiyle masada oturanlar hiç karşılaşmasınlar. neyse ki masada bir hareketlenme oluyor ve gidiyorlar. şimdi biraz daha iyisin. birazdan mutfaktaki çıkıp geliyor yanına. içler acısı buluyor mutfağını. O KADAR BELLİ Kİ diyor HER ŞEY O KADAR AÇIK Kİ yükseltiyor sesini. sen başını öne eğiyorsun hiçbir şey söylemek gelmiyor içinden. BİR DAHA GELECEĞİM deyip çıkıyor. normalde akşama kadar bunu düşünmen gerekir. ama az önce boşalan masalardan birindeki tabağı farkediyorsun. ben o tabağa benziyorum.

Çarşamba, Kasım 21

vişneler kaynıyor. birazdan altını kapatacaksın, istersen eğer şimdi de kapatabilirsin. kapattın. mutfakta çalışıyorken kapıyı görememen canını sıkıyor. arada bir durup kulak kabartıyorsun. vişnenin suyunu süzüp bir kavanoza dolduruyorsun. ona daha sonra ihtiyacın olacak. kalanları bir tabağa koyuyorsun. artık yapabileceğin bir şey yok. tabakla birlikte içeri gidiyorsun. kapıyı görünce rahatladın. yerine oturuyorsun, içeri biri giriyor. biraz şundan biraz ondan ve evet evet ondan istiyor. sonra tabaktaki vişneleri görüyor. yüzü ekşiyor bu nedir diyor. sana sanki kapı açıldı gibi geliyor doğrulup kapıya bakıyorsun. kimse yok. özel bir sipariş diyorsun. birazdan da alacağını alıp çıkıyor rahatlıyorsun. yerine oturuyorsun dışarıyı izliyorsun. havayı seviyorsun. kapının önünden geçiyorum. beni görüyorsun.

Pazartesi, Ekim 15

"hiç zararı yok bırakın düşsün." ben yine de eğilip alıyorum düşeni. ne gerek vardı şimdi gibi bana bakıyor. sonra da masanın üzerine bıraktığım şeye. ona da ne gerek vardı şimdi diye bakıyor ama biraz daha anlayışla. "sizi buraya çağırdım çünkü açık açık konuşalım istedim şu meseleyi" diyor gömleğinin kolunu çekiştirip. "bilmeniz gereken bazı şeyler var, yanlış anlamayın, benim de yeni öğrendiğim şeyler bunlar, ordan burdan duyduğum şeyler". merak ediyorum. ama anlattığı şeyler merakımı gidermiyor, söylediği her şey bir giriş konuşması gibi.
çıkmaya hazırlanıyorum "çok acelem var" diyorum. başımla onu selamlayıp kapıya yöneliyorum. son anda farkediyorum, keşke diyorum içimden bari diyorum pastamı bitirseydim. üzülüyorum.
peşimden bakakalıyorsun.

Çarşamba, Ekim 10

olacak şey var olmayacak şey var bunları bilmek lazım geliyor. o zaman, olacaktı niye olmadı denmiyor, neden oldu neden diye sorulamıyor. demek olacağı varmış denemiyor. sadece bilmek yeterli. gereksiz davul seslerini çıkaralım. davul ve zil seslerini. ziller hiç iyi gitmemiş burada. tekrar alalım. bir alt tondan başlayalım. biraz daha yavaş. oluyor.

Salı, Ekim 9

bunu almanı istiyorum. çekmecene koyarsın, sonunda çekmecene koyabilecek bir şey bulduğuna seviniyorum. gerçi çekmeceye konulabileceğinden pek de emin değilim. sen bakarsın işte. olmadı aynanın önüne koyarsın orası da boş. biliyor musun aslında tavana bile asabilirsin. gülme sahiciyim. ne olur ki yani asılabilir.